
“Karakterimin derinliklerinde bir şey elimi taşın altına koymama ve kazanmaya devam etmeme fırsat veriyor.” diyor Messi.
Onu dünya çapında başarılı kılan aslında onun her deneyimine dair algılarıdır. Olaylara karşı algısını bir psikolog, bir pedegog ya da bir eğitimci olarak analiz edersek… en iyi bir reklam filminde kurduğu şu cümlelerden yola çıkabiliriz.
“11 yaşında büyüme hormonu ile ilgili bir problem yaşadım. Henüz küçük olduğum için daha çeviktim. Topu yerde oynamayı öğrendim, çünkü daha rahattım. Şimdi anlıyorum ki bazen kötü şeyler iyi şeylere dönüşebilir.”
Hadi altta yatan düşünme tekniğini irdeleyelim. Öğrencilerimizde geliştirmek için odaklanacağımız tekniklerden biri olarak düşünebiliriz.
- Kafaya takmama. Durumu istediği gibi algılama becerisi. Faydaya odaklı bir bakış açısı.
Fiziğinin onu engellemesine izin vermedi. Bu durumu “daha çeviğim” diye olumluya çevirdi. Durumları nasıl gördüğümüzü “algı” kelimesi ile ifade ederiz . Algılarımızı da olumlu-olumsuz ya da iyimser-karamsar olarak nitelendirebiliriz.
Beynimiz olumsuzu daha hızlı algılar, kaydeder, uzun uzun saklar ve hemen hatırlar. Eğer yaşadığınız durumun sizi sarsmasına izin verirseniz; sarsar. Çünkü beyniniz çok hızlı bir şekilde başarısızlıklarınızı, üzüldüğünüz deneyimlerinizi, yaşadığınız olumsuz durumları temcit pilavı misali gözünüzün önüne sunar. Olumsuzluklar beyninize cırt cırtlıymış gibi yapışır ve zor sökülür. Olumlular ise tutunamaz bir yapıdadır, teflon gibi…
Algı bir tercihtir.
Durum sizin durumunuz, buna verdiğiniz tepki de sizin tercihinizdir.
Messi’nin yaptığı gibi lugatımızdan “problem” kelimesini çıkarır yerine ”mücadele” kelimesini koyarsak çıkan güçlükleri de inanç ve güven ile aşarız. “Olur Böyle Şeyler” cümlesinin değerini bilirsek hayatı farklı okumayı da öğrenebilir/öğretebiliriz. Hadi şimdi ders planlarımıza öğrencilerimizin durumları okuma ve yorumlama becerilerini geliştirmeyi de ekleyelim.
Bir diğer teknik ise Manchester United kulübünün deneyimli oyuncusu Wayne Rooney’den…
- İmgeleme. Hayalimizde yaşama da diyebiliriz.
Rooney her maçından bir gün önce malzemeciye gider, ertesi gün maçta giyecekleri formayı, çorap rengini, ayakkabısının hangisi olacağını öğrenirmiş. Nedeni mi? Zihinsel çalışmasına katkısı olsun diye. O andan itibaren zihinsel maçlarında kendini kıyafetleri ile attığı başarılı şutlarda, nasıl asist yaptığında, gollerindeki heyecanlarında hayal edermiş. Olumsuz bir canlandırma yok. Sadece olumlu, tepeden tırnağa nasıl göründüğü de dahil olmak üzere. Seyircilerin, kendisine koşan arkadaşlarının ve sevinçlerin var olduğu bir hayal.
Beynimiz yaşadıklarımızı hayal ya da gerçek olarak algılamıyor. Tüm hayalleriniz onun için gerçekten yaşadıklarınız. Ne kadar çok olumlu deneyimle doldurursanız onu, o kadar çok olumlu resmi ve bu öz güveni sunar size.
Fiziki çalışma ve kendini güçlendirme çok değerli ancak motive olma ve öz güvenini artırmak için zihinsel çalışmaya da bir o kadar zaman ayırmak gerekir.
Bilim insanı Daniel Glaser balerinler üzerinde yaptığı araştırmalarda zihinsel çalışmanın da fiziksel çalışma kadar etkili olduğunu kanıtlayan sonuçlar buldu. Yapılan araştırmada balerinlerin bir bale gösterisi izlerken ya da bale gösterisini gözünde canlandırırken, bale yaparken beyinlerinde aktive olan bölümlerinin aynı şekilde aktive olduğunu gözlemlendi.
Yani beyin düşüncelerinizi eylemlerinizden ayırmıyor.
Öğrencilerimizin düşünme becerilerini geliştirirken bu bilginin de işe yaramasına izin verelim.
- Mükemmelliyetçiliği Yenme
Bir işi iyinin ötesinde mükemmel yapma telaşı işin kalitesini düşürebilmektedir. Spor psikoloğu Dan Abrahams’ın futbolcular üzerinde yaptığı gözlemlere göre mükemmel olmaya çalışanların, bu tutumlarının etkileri şöyle sıralanabilir.
*Mükemmel olmak için sıkı çalışmak motive edici olabilir- olumlu etki
*İşini tutku ile yapma- olumlu etki
*İşini yapmaya büyük arzu duyma- Olumlu etki
*Mükemmel olmayacağını düşünerek risk almama. Aptal durumuna düşmekten korkma- Olumsuz etki
*Mükemmel olmak telaşı ile takım arkadaşlarına karşı agresifleşme- olumsuz etki
*Başkalarını suçlamaya meyilli olma- olumsuz etki
*Hedefe ulaşamama durumunda kendine güven kaybı- olumsuz etki
*Sinirli olmaya meyillilik- olumsuz etki
*Hata yapmaktan korkma- olumsuz etki
*Vazgeçme- olumsuz etki
*Yeteneklerin sergilenememesi, performans kaybı- olumsuz etki
Görüldüğü gibi mükemmel olma, bir işi mükemmel yapma isteğinin sonucunda oluşan olumsuz etkiler olumlulardan çok fazla…
Eğer öğrencilerinizde gözlemlediğiniz davranışlar bunlarsa mükemmeliyetçi olduklarını düşünebilir, bu tutumu yenmelerini sağlayıcı eğitim teknikleri uygulayabilirsiniz.
- Hafıza ile oynayarak kendini motive etme.
Spor psikoloğu Dan Abrahams birlikte çalıştığı futbolculara motivasyonlarını artırıcı bir ödev vermektedir. Her gün en iyi üç oyunlarını bir günlüğe kaydetmelerini ve yine her gün başından itibaren bu günlüğü okumalarını ister. Amacı futbolcunun kendine olan inancını düşünce tekniği ile etkilemek ve kendini iyi performansa odaklamasını sağlamak. Performans odağının zihinde geliştirilmesi gereken bir kas olduğunu savunur.
Beynin ön kısmında prefrontal korteks bulunur. Bu bölüm tahmin ettiğimiz kadar büyük değildir, çok çabuk dolar ve dolduğu andan itibaren boşalana kadar performansımızı olumsuz etkiler. Bu bölümün; düşünme, odaklanma, karar verme, şekilleri tanıma, yorumlama, duyguları yönetme, kas koordinasyonu gibi büyük görevleri vardır. Bu görevleri layıkı ile yapabilmesi için boşa doldurmamak gerekir. O yüzden hiçbir hata, olumsuz deneyim üzerinde durmadan; bu bölümü olumsuzluklarla doldurmadan olumlu deneyimlere odaklanmak gerekir. Yani hafızamızla oynayarak onu kandırabiliriz.
Neden sizin de öğrencilerinizin böyle bir günlüğü olmasın.
Eğitim bir akıl oyunudur, oynamasını bilene…
Nurcan İnan
Kaynaklar
