Görünür Düşünce 1

GÖRÜNÜR DÜŞÜNCE 1

Düşünmek, bir yargıya varmak için bilgiyi incelemek, diğer bilgilerle karşılaştırmak, bağlantılarla anlamaya çalışmak, yeni fikirler üretmek diye tanımlanır. Yani düşünmek  bilinçli bir zihinsel eylemdir.

Düşünce aynı zamanda gözle görülmeyen soyut bir eylemdir.

Peki düşünme öğretilir mi? Düşünme öğretmeseniz de öğrenilir. Ancak öğretilerek parlatılabilecek ve geliştirilebilecek bir yetidir. Bu beceriyi geliştirdiğinizi öğrenmek için önce ölçebilmeniz ve kullandığınız stratejiler sonrası gelişimini takip edebilmeniz gerekir. Bu da sizi yeni bir kavramla karşılaştırır: Görünür Düşünce.

Hem öğrencilerinizin düşünce sistemlerini görebilmek hem de görünür düşünme stratejileri ile onları kendi düşünme yapıları ile tanıştırmak. Soyut olanı somuta çevirmek. Oldukça cazip bir konu anlayacağınız.

Konuya geçmeden önce kendimize aynada bakalım istiyorum. Düşünceyi öğretebilmek için biz öğretmenlerin/ebeveynlerin  öncelikle düşünme üzerine düşünmemiz, teknikler öğrenmemiz, bu konuya karşı çeşitli yetkinlikler geliştirmemiz gerekir. Bir de tutum var tabi. Düşünmenin öğretilebilen ve geliştirilebilen bir beceri olduğunu kabul edip üzerine yoğunlaşmamız lazım. Ne mutlu böyle öğretmenlerle/anne-babalarla karşılaşan çocuklara…

Peki biz nasıl düşünüyoruz, genelde hangi stratejileri kullanıyoruz?  Derinlere mi dalıyor, çözüm odaklı mı yaklaşıyoruz? Nasıl düşünüyor, nasıl öğreniyoruz?

Son zamanların en popüler konularından biri olan Görünür Düşünce ile bundan 6 sene önce tanıştım. Düşünmenin renkleri üzerine de eğitimler oluşturup uygulamaya başladım. Harvard Üniversitesi’nde başlatılmış  Project Zero’nun alt projelerinden biri olan Visible Thinking ile ilgili yapılan çalışmaları takibe başladım. Zaten bir süre sonra da çeviri oldukları çok belli olan bir sürü Türkçe makale ve yazılarla karşılaşmaya başladım. Üzerinde uzun süredir çalıştığım “Farklılaştırılmış Eğitim”. “Ölçme Değerlendirme İlkeleri” “Süreç Değerlendirme Aşamaları “,  “Yaratıcılık” vb konuların birbirlerine olan bağlarını ve aynı kavramları farklı kelimelerle anlatışlarına şahit oldum. Çevrede olduğundan farklı olarak ben de size Görünür Düşünmeyi kendi kafamda haritalandırdığım şekilde anlatmak isterim:

Hem kendi düşünme stilimizi tanımlamak hem de bu meşhur “Görünür Düşünce” yi anlamak için düşünmeyi ana başlıklar altında kategorize etmek istedim. Bunlara düşünme türleri başlığını koyabiliriz (Bu başlıkları başka bir yazımda yarı ayrı irdeleyeceğim):

  1. Derinlemesine Düşünme
  2. Zenginleştirilmiş Düşünme
  3. Yaratıcı Düşünme
  4. Eleştirel Düşünme

İlk önce düşünme türlerini biraz açalım. Literatürü karıştırdığınızda sınıflandırılmış bir sürü düşünme biçimi ile karşılaşabilirsiniz. Ortalama 10-15 düşünme biçimi şeklinde sunulan  bu listeleri birleştirdiğimizde 20’yi geçiyor. Listeleyecek olursak:

Düşünme Biçimleri

  1. Yansıtıcı Düşünme: Deneyimlerle öğrenir ve öğrendiklerimizi aktarırız. Kendi öğrenme sürecimizin sorumluluğunu aldığımız bu süreçte kullandığımız düşünme biçimidir. Aslında eleştirel düşünmenin alt basamağı olarak da düşünebiliriz.
  2. Yaratıcı Düşünme: Farklı ol, özgün düşün, cesur ol, düşünmeyi düşün direktiflerini duyduğumuz; üretim sürecimizi yansıtan düşünme biçimidir.
  3. Yakınsak Düşünme: Kalıplarla ilerleyen. Hafızamız ve çevremizdeki kaynakları kullanan basit bir düşünme biçimidir.
  4. Iraksak Düşünme: Farklı düşünme, olasılıkları inceleme, seçenekleri düzenleme, artıları ve eksileri ile bakmayı destekleyen düşünme biçimidir.
  5. Lateral(yanal) Düşünme: Kalıpların dışına çıkma.
  6. Analitik Düşünme: Bilgileri ve deneyimleri analiz etme.
  7. Tümdengelimsel Düşünme: Bütünden parçaya doğru düşünme.
  8. Tümevarımsal: Parçadan bütüne doğru düşünme.
  9. Analojik Düşünme: Benzetme yolu ile düşünme.
  10. Dönüşümsel Düşünme: İleri ve geri bağlantılar kurarak düşünme.
  11. Hipotetik Düşünme: Eğer olursa kalıpları ile düşünme.
  12. Global düşünme: Haritalandırarak düşünme.
  13. İkonik Düşünme: Sembolleştirerek düşünme (Çocuklarda işlem öncesi dönemde sık kullanılan bir düşünme sistemi.)
  14. Omnipotent Düşünme. Ergenlerin düşünme biçimi. Bana bir şey olmaz…
  15. Animistik Düşünme: Canlı ve cansızların yer değiştirdiği bir düşünme biçimi.
  16. Empatik ( Özenli düşünme): Başkasının gözünden bakabilme ve ince fikirli düşünme.
  17. Sezgisel Düşünme: Duyguları ve hisleri ile düşünme.
  18. Göreli Düşünme: Farklı yaş gruplarının ve farklı deneyimleri olan kişilerin aynı olay karşısında geliştirdikleri birbirinden farklı düşünme sistemi.
  19. Bilimsel Düşünme: Bilim kuralları, kuramları, yasalarını temel alan düşünme biçimi. İspatlamaya odaklanma.
  20. Esnek Düşünme: Düşünme biçimini belli bir kalıp ile sınırlamama.
  21. Metaforik: Metaforlarla anlamlar çıkarma.
  22. Metabilişimsel Düşünme: Kendin hakkında düşünme. Kendine eksik ve güçlü yönlerim neler diye sorabilme. Öğrenme stilini, kendini iyi tanıma. Öz ile başlayan her şeyi ( öz saygı, öz kapasite, öz denetim, öz güven, öz bilinç, öz yeterlilik, öz düzenleme, vb) irdeleyen bir düşünme biçimi.
  23. Güdümlü Düşüme: Otoritenin düşünme biçimini benimseme.
  24. Reflektif düşünme: Kendini bir obje olarak düşünme.
  25. Eleştirel Düşünme: Kendi düşünme biçimlerinin bilincinde olma.

Liste uzadıkça uzayabilir. Ben bu kadar çok düşünme biçimini ve biz öğretmenlerin sahada geliştirmeye çalıştıkları becerileri düşününce yukarıda belirttiğim şekilde 4 ana başlıkla sınırlandırmak istedim. Zaten bu düşünme biçimlerini tek ve birbirinden bağımsız olarak ele almak doğru değil.

Yaratıcı düşünmeden bahseden biri mutlaka esnek, empatik, sezgisel, analojik düşünmeyi de içeren açıklamalar yapar.

Ya da eleştirel düşünmeden bahsederken hipotetik, bilimsel, ıraksak, lateral, istatistiksel düşünmeden bahsetmemek olmaz.

Hatta zenginleştirilmiş düşünme diye tanımladığım sistemin içinde her birinden biraz da olsa olmalı ki ortamı zenginleştirebilelim.

Aslında önemli olanlar tanımlamalar değil. Tanımladığımız bu düşünme sistemlerini nasıl öğrettiğimiz, öğrenip öğrenmediklerini nasıl ölçüp değerlendirdiğimiz, öğrencimizde düşünme biçimleri üzerine ne kadar farkındalık yarattığımız. Bunu da ancak somutlaştırarak ve bol pratik yaptırarak sağlayabiliriz.

Harvard Üniversitesi bünyesindeki Project Zero tam da bunun üzerinde çalışmalar  yaparak Düşünme Rutinlerinden bahsetmiş.

Rutin, düzenli olarak yapılan ve alışılagelmiş işlere denir.

Aşağıda bahsedilecek düşünme rutinlerini düzenli olarak yapmayı/yaptırmayı alışkanlık haline getirmekten bahsediyor.

Rutinlere geçmeden önce bir de bu rutinleri belgelemekten yani somuta çevirmekten bahsetmek isterim.

Okulda çalışmalarımızı belgelemek için basit uygulamalar yaparız: Resmederiz, grafik çizeriz, yazı yazarız, sorular sorarız, şekiller/semboller çizeriz, boyarız, film çekeriz, ses kayıtları yaparız, notlar alırız vb… Listeyi uzatmak mümkün ama en belirgin belgeleme şekli çizmek ve yazmak.

Yazmak. Ne kutsal bir eylem. Eğer yazmayı sevmiyorsanız, bunu alışkanlık haline getirmediğiniz için üzülmelisiniz ve öğrencilerinize bu kötülüğü yapmamalısınız. Çünkü düşünmenin görünür olduğu nadide bir araçtır YAZMAK. Sadece düşünceyi görünür kılmaz, düzenler, temizler, sadeleştirir, hedefe odaklar.

O yüzden aşağıdaki rutinleri yazı ve resimlerle belgeleyerek veri toplama sürecini atlamamanızı salık veririm.

Düşünme Rutinleri

  1. Gör- Düşün – Merak Et

Öğrenciler ilk önce ne gördüklerine odaklanırlar.

Sonra gördüklerinin onlarda uyandırdığı düşünce baloncuklarını kaydederler.

Sonra da gördükleri ve onları düşündüren konu/cisim/resim üzerinde sorular sormaya başlarlar.

Örneğin; Öğrenciler Fen dersine bu düşünme rutini ile başlarlar. Masada öğretmenin önceden hazırladığı bir şişe su vardır.

Gördüklerim

·         Bir şişe su görüyorum

·         Şişenin üzerinde markasının yazılı olduğu bir kağıt görüyorum.

·         Büyük bir şişe

·         İçi tamamen dolu

·         Taşıması için bir tutma aparatı var.

Düşündüklerim

·         Şişe sanırım plastikten yapılmış.

·         Şeffaf ama uzun süredir içinde su olduğundan sanırım tabanında biraz yeşillenme var.

·         Şişenin arkasını görmekte biraz zorlanıyorum. Su da pek fazla temiz değil sanırım.

·         Hangi marka olduğunu bilelim diye etiketini sökmemişler. Ama ben bu markayı bilmiyorum.

·         Bana güvenilebilecek bir su gibi gelmedi.

·         Ağır olduğunu düşünüyorum.

·         Tutma aparatı var ama kolay taşınabilir gözükmüyor.

Merak Ettiklerim

·         Şişe gerçekten mika mı yoksa plasik mi?

·         Şişenin alt kısmı  neden yeşillenmiş olabilir.

·         Bu şişeyi kolay taşımak için tutma aparatı nasıl dizayn edilmeliydi?

 

Kaynak: http://edp-2016-3a.blogspot.com/2016/04/124-science-thinking-routines-see-think.html

 

  1. Kalem Konuşuyor

Aslında öğrencilerin akıllarından geçeni kaydettikleri ya da haritalandırdıkları sistemlerin genel adı diyebiliriz. Öğrenciler uçuşan düşüncelerini bir düzene sokmak, birbirlerine göstermek ya da ayıklamak için bu rutini sıkça kullanırlar.

Yani biz sıkça kullanmalarını destekleriz. Ancak bazen kullandığımız teknikleri biz de birbirine karıştırabiliyoruz.

Örneğin;

Beyin fırtınaları – Çok sık kullanılan bir tekniktir. Burada dikkat edilen önemli yönerge, uçuşan fikirlerin fayda sağlayanlarının kaydedilmesi olmasıdır. Konuyu ileriye taşıyacak, sorunu çözmede fayda sağlayacak fikirler yazılır. Aklına gelenin yazıldığı ve bizi bir yere götürmeyen beyin fırtınaları düşüncelerimizi ayıklamaz, düzenlemez.

Akıl Haritaları-  Beyin fırtınaları ile sıkça karıştırılır. Oysa bu teknik düşüncelerin ayıklanmasından öte kategorize edilmesine destek olur. O yüzden akıl haritası yapılacak konu önce ana başlıklar altında düşünülür.  Sonra bu ana başlıklar kendi içerisinde dallara ayrılır.

Örneğin; “Tatiller” konusu; evde geçirilen, macera amaçlı yapılan, kültür amaçlı yapılan vb ana başlıklara bölünür.

Evde geçirilenler- yemek yaparak, kitap okuyarak, resim yaparak vb alt başlıklarda dallara ayrılarak devam eder.

Buradaki en önemli yönerge ise yazılanların kelime olması, sembol ya da resimlerle desteklenmesi ve renklerle kategorize edilmesidir. Çünkü amaç, sağ ve sol lobu birlikte çalıştırarak daha çok dosyaya ulaşmaktır. Beynimizde depoladığımız ve bilinç altına doğru ittiğimiz tüm dosyalara ulaşmak için kullanılabilecek inanılmaz güçlü bir tekniktir.

Kavram Haritaları- Bu da akıl haritaları ile sıkça karıştırılan bir tekniktir. Oysa bu teknikte konudaki kavramlara, anahtar sözcüklere dikkat çekilir. Bir tür özetleme haritasıdır.

Örneğin, Atatürk, 1881, 1938, Makbule Hanım vb… Atatürk ile ilgili bilmemiz gereken anahtar sözcükler, üzerinde birleştirici eylemlerin olduğu oklarla birbirine bağlanır.

Kalem Konuşuyor rutininde buna benzer bir sürü teknik de örneklendirilebilir:  Örümcek ağı, pilot diagramı, balık kılçığı, akış diagramı vb…

  1. Düşün- Parçalarına Ayır- Keşfet

Genellikle ünite başlangıçlarında kullanılan bu teknik ünite çıkışında da öğrencilerin neler öğrendiklerini görünür kılmak için de kullanılabilir.

Örneğin;  Konu “hindiler” ve öğrencilerden hindiler hakkında düşüncelerini kaydetmeleri istenir.

Yumurtadan çıkarlar, uçamazlar, yanında çok yüksek sesle konuşunca çabuk kızarlar vb… Bu alanda şimdiye kadar biriktirdikleri deneyim ve bilgilerden bahsederler.

Parçalara ayır bölümünde öğrenciler,konu ile ilgili merak ettikleri soruları sıralarlar: Hindiler yabani hayatta yaşayabilirler mi? Tırmanma yetenekleri var mı? Yumurtası yenir mi? vb…

Keşfet bölümünde ise kendi sorularının cevaplarını keşfe çıkar ve kullanabilecekleri ya da kullandıkları kaynakları listelerler.

 3-2-1 Köprü Kur

Bu rutin genellikle geçmiş ile şimdiki öğrenmelerimiz arasında bağlantılar kurmak için kullanılır. Bu teknik, hem ünite başında hem da ünite sonunda kullanılarak süreçteki düşünce değişikliklerini gözlemlememizde yardımcı olur. Bu teknikte yine çeşitli yönergelerle öğrencilerin düşüncelerini sadeleştirmeleri beklenir.

3 kelime- 2 soru – 1 benzetme

3 önemli bilgi- 2 uygulayacağın beceri – 1 kafana takılan soru ya da

3 cümle- 2 soru – 1öneri gibi konunun özeline bağlı olarak belirlediğiniz alanlarla öğrencilerin düşüncelerine sınırlar çizilir.

İkinci aşamada da belirli süre sonra tekrar uygulanan bu teknikle geçmiş ve şimdiki düşünceleri ile bağlantı kurmaları ve bir cümle ile nelerin değiştiğini anlatmaları beklenir.

 

  1. Renk- Sembol-Şekil

Bu rutinde düşünceler; yazıdan önce şekillere, renklere, resimlere dönüşür. Böylece daha metaforik bir düşünme biçimi kullanmaları sağlanır.

Örneğin;  İncelediğimiz bir örnekte “Kendinizi bu düşünme rutini ile tanımlayın” dendiğinde, bir öğrenci kendine mor rengini seçmiş ve açıklama olarak da şehir insanını anlatan bir renk olması nedeni ile seçtiğini söylemişti. Peki “Hangi sembol seni tanımlar?” sorusuna da iyi bir organizatör ve lider olduğunu düşünerek çanta metaforunu kullanmıştı. Resim bölümünde ise bir kalem kutusunu çizmişti. Buradaki amacının da  iyi bir takım arkadaşı olduğunu belirtmek olduğunu söylemişti.

 

Kaynak: https://clairearcenas.files.wordpress.com/2014/02/81e79-image5.jpeg

 

Düşüncelerin daha görünür olması, onları hangi yollarla sunabildiğimizle çok bağlantılı. O yüzden teknik bilmek ve teknik öğrenmek düşünmeyi hem zenginleştiriyor hem de çok sadeleştiriyor.

Denemeniz ümidiyle…

Görünür Düşünme makalemiz devam edecek….

 

Nurcan İnan

Eğitim Programları ve Geliştirme Uzmanı

Eğitim Danışmanı

 

Kaynaklar: http://www.pz.harvard.edu/search/resources

http://www.megabeyin.com/dusunme-bicimleri-siz-hangilerini-kullaniyorsunuz/

http://www.oguzhanhoca.com/dusunme-bicimleri.html

Egan, Kieran. Derinlemesine Öğrenme. İKÜ Yayınevi. 2015

Marzano, Robert. Öğrenci Başarısını Artıran Öğretim Stratejileri. Redhouse Eğitim Kitapları. 2008

Tomlinson, Carol Ann. Öğrenci Gereksinimlerine Göre Farklılaştırma. Redhouse Eğitim Kitapları. 2007

Dodge, Judith. 25 Quick Formative Assessment. Scholastic. 2009